Uğur Gürses, kalem kalem yazdı: MB’nin rezervi iç siyasi hedefler için harcandı

“En başta CHP olmak üzere muhalefet partileri, sivil toplum kuruluşları, basının bir bölümü şunun peşinde: 128 milyar dolara ne oldu?

“128 milyar dolar” son 2 yılda Merkez Bankası’nın döviz rezervlerindeki eksilmenin toplamı olarak ifade ediliyor. Belki de daha fazla. Ama bu sayı simgesel olarak yerleşti.

2019 yılının mart ayında yerel seçimler öncesinde iktidar partisi büyük metropolleri elinde tutsun diye döviz kurları stabil seyrediyormuş görüntüsü vermek, ekonomi konusunda herhangi bir tedirginlik olmasın diye siyasi otoritenin emriyle Merkez Bankası’nın döviz rezervleri “arka kapı” yöntemleriyle kamu bankalarına aktarılarak, oradan da piyasaya örtülü biçimde satılarak eritilmeye başlanmıştı.

DÖVİZ SATIŞLARI 2019 YILI MART AYINDA BAŞLADI

Mart 2019’da başlayan satışlar, İstanbul’daki seçimin yenilendiği Haziran 2019 sonuna kadar 22 milyar doları bulmuştu. Buna ek olarak, kamu bankalarının da kendi bilançolarında, kendi döviz varlıklarını yaklaşık 3 milyar dolar erittikleri gözleniyor. Böylece 2019 yerel seçim sürecinde siyasi direktifle kamunun 25 milyar dolar döviz rezervi erittiği kayda giriyor. Bu durum, Türkiye tarihinde bir ilktir. Zorluklarla biriktirilen döviz rezervlerinin kayda değer bir bölümü iç siyasi hedefler için satılmıştı.

Mayıs ayında döviz satışları devam ediyor, 6.85’lik bir kur seviyesi savunusu yapılıyordu. Mayıs-Ağustos döneminde 30 milyar dolar eritildi.

Aşağıdaki grafikte yer alıyor; Mayıs-Ağustos arası dönemde kurun 6.85’e yapıştırılıp milyarlarca dolarlık rezervin eritildiği dönem açık biçimde görülüyor.

2019 Kasım’ında satılan dövizlerin bir kısmı yerine kondu. Böylece satılan kısım 12 milyar dolara geriledi. Kamu bankaları cephesinde de 3 milyar dolarlık açık kapatılmışken, Aralık 2019’da yeniden 4 milyar dolar satılıyordu.

2020’DE SATIŞ TUTARI 100 MİLYAR DOLARA ULAŞTI

2020’ye geçildiğinde şubatta hareketlenme başladı: 10 milyar daha satılarak, toplam azalış 28 milyar dolara çıktı. Mart-Nisan-Mayıs derken yuvarlayarak yazalım 20-10-10 satışla eritilen tutar 70 milyar dolara ulaştı. Haziran-Temmuz-Ağustos-Eylül’de sırasıyla yuvarlayarak 5-5-10-10 derken 100 milyar dolara erişti.

Buna ilave olarak, yine kamu bankaları kendi ceplerinden kendi dövizlerini de sattılar. BDDK tarafından konulan kuralları aşmış gibi görünseler de hiçbir ses duyulmadı. Kamu bankaları, Mayıs-Ağustos arası yaklaşık 8 milyar dolar daha sattılar. Kamu bankalarının bu açığı, Hazine tarafından yine kamu bankalarına döviz cinsi tahvil satılarak kapatıldı. Toplamda 12 milyar dolarlık bir döviz pozisyon açığı, Hazine’ye, kamuya mal edilmiş oldu.

Toplam 102 milyar dolar döviz satıldığı, Merkez Bankası’nın “Uluslararası rezervler ve döviz likiditesi” tablolarından hesaplanabiliyor. Her ne kadar hangi tarihte ne kadar swap yapıldığına dair veriler örtülenerek saklansa da.

128 DEĞİL, 140 MİLYAR DOLAR

Peki 128 milyar dolara ulaşamadık? 102 milyar dolarlık bir döviz satışı var ama bir de Merkez Bankası’na girişi olması gereken, döviz kazandırıcı işlemlere verilen reeskont kredilerinden gelecek dövizler var. Bu anılan dönemde, bu dövizlerin girmesi gerekirken rezervi arttırmadığı onların da eritildiği anlaşılıyor. Bunun da kabaca 25-26 milyar dolar olduğu dikkate alınırsa 128 milyar dolara ulaşıyoruz. Fazlası da var; kamu bankalarının kendi ceplerinden sattığı, daha sonra Hazine tarafından üstlenilen 12 milyar dolarlık satış. Bunu da eklersek 140 milyar dolara ulaşıyoruz.

Yukarıdaki grafik, son 10 yıllık brüt döviz rezervi, döviz yükümlükleri ve net döviz rezervinin seyrini gösteriyor. Çok açık ki mart 2019’dan itibaren başlayan, Ocak 2020’den itibaren de sert biçimde gerileyen bir net döviz rezervi (kırmızı çizgi) var. Ama ekonomiyi yönetenlere sorarsınız rezervler olduğu gibi duruyordu (Mavi çizgi). Oysa döviz rezervleri eritiliyor, eritilen bu rezervler borçla (yeşil çizgi) yani swaplarla yerine konuyor. Oysa devasa bir erime yaratılıyor. Bir anlamda, ileride seçimden sonra iktidarı kim devralırsa halı altına saklanmış bir enkaz duruyor.

İktidar partisi kurmayları da önce dövizler yerinde duruyor derken, şimdi piyasa kurundan satıldığına işaret edip soranları cehaletle suçluyor. Ama bu ‘cehaletin’ aydınlanması için aşağıdaki sorulara yanıt vermesi es geçiyorlar.

Temel sorular şunlar:

Satılan, eritilen döviz rezervi miktarı tam olarak ne kadardır? 128 milyar doların üzerinde midir?

128 milyar dolarlık döviz rezervleri Merkez Bankası’ndan hangi yollarla çıkarılmıştır?

Merkez Bankası bu konuda, kendi bünyesi dışında yapılan satışlara ilişkin bir Banka Meclisi kararı, Yönetim Komitesi Kararı almış mıdır? Satışlarla ilgili bir Karar Defteri tutulmuş mudur?

Ülke rezervlerinin finansal güvenliği tehlikeye atacak düzeyde bu kadar eritilmesine siyasi direktif var mıdır? Kim vermiştir?

Merkez Bankası’ndan çıkarılan dövizler nereye aktarılmıştır?

Hangi mekanizmalarla satılmıştır? Bankalar arasında mı? Döviz brokerleri aracılığı ile mi? Uluslararası banka ya da finansal kurumların oluşturduğu trading sistemleri aracılığı ile mi?

Satışa aracılık edenler ‘blind broker’ mıdır? Yoksa alıcı ve satıcı taraflar birbirlerini bilebilecek bir eşleşme ile mi satışlar gerçekleşmiştir?

Dövizlerin günlük olarak işleyişte satışına kimler karar vermiştir?

Hangi kurdan ne kadarlık miktarlarla satılmıştır?

Hangi kurdan ne kadar satılacağına kim/kimler karar vermiştir?

Satışla alınan TL’ler ne yapılmıştır? Hemen Merkez Bankası’na aktarılmış mıdır? Üzerinden faiz, komisyon elde edilmiş midir?

Satışların alıcıları bilinmekte midir? Alıcılar biliniyorsa döviz satışları sırasında satıcının aleniyeti ile işlem ilişkisi örtülenmiş midir?

Blok satışlar yapılmış mıdır? Yapıldıysa kimlere, ne kadar, hangi kurdan satılmıştır?

Uzlaşmalı, pazarlıklı satış yapılmış mıdır?

Yapılan satışlardan oluşan kur zararı (Hazine üzerine alınan pozisyonlar dahil) ne kadardır?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir