Kritik 15 dakika! Karabasan tekrar tekrar rüyanıza giriyorsa sebebi…

Rüya, uykunun REM evresinde gerçekleşen işitsel ve görsel algıya bağlı duygular bütünü olarak tanımlanıyor. Rüyalar insanlığın gizemini çözmeye çalıştığı konuların da başında geliyor. Neden rüya gördüğümüze dair yapılan birbirinden farklı pek çok bilimsel çalışma olmasına rağmen rüyalar hakkındaki gizem henüz çözülebilmiş değil. Rüyalarla ilgili ilk bilgilere M.Ö. 3100’lü yıllara tarihlendirilen Sümer tabletlerinde rastlamak mümkün. Bu da rüyaların aslında insanlık tarihi kadar eski ve çözüme kavuşamamış bir konu olduğunu bize gösteriyor.

Uzmanlara göre uyuyan herkes rüya görüyor! Tamamen bilinç dışı olarak görülen rüyalarda bazen kişi rüyada olduğunu anlayıp ona göre rüyasını şekillendirmeye çalışabiliyor. Hatta bazı kişiler bu durumu ‘bilinçli rüya’ olarak adlandırıyor. Psikolog ve Rüya Analisti Ahmet Öztürk ise bilinçli rüya diye bir şey olmadığı kanaatinde. Öztürk, bu rüyaların bilimsel şekilde lucid (lüsid) olarak adlandırılan rüya türleri olduğunu fakat bu rüyaların kişinin organize ederek gördüğü rüyalar olmadığının altını çizdi.

‘BİLİNÇLİ RÜYANIN PSİKOTERAPİYLE İLGİSİ YOK’

Bilinçaltımızdan ne sinyal veriliyorsa buna yönelik rüya görülüyor. O rüyanın konusu veya senaryosu da yine bilinçaltı tarafından organize ediliyor” diyen Öztürk, lucid rüyaların içinde yarı uyanıklık olduğunu fakat yine de bireyin rüyayı organize edemediğinin altını çizdi. Öztürk yarı uyanık görülen rüyanın rüya olmaktan çıktığını belirterek, “Uyku esnasında uykunun dışındaki uyanıklık hali her zaman farklı bir amaca hizmet eder” ifadelerini kullandı. Rüya karşısında kişinin aciz olduğunu ve rüyanın çözümlenmesi gerektiğini dile getiren Öztürk, “Rüyanın bize anlatmaya çalıştığı şey ve rüyanın uykunun içinden çıkıyor olması bizi daima endişelendirir. Çünkü kontrolümüz altında değil” dedi.

Bilinçli rüyanın psikoterapide bir yöntem olarak kullanılmadığını da ekleyen Ahmet Öztürk sözlerine şöyle devam etti:

“Bilinçaltında bir sürü ilişkili hadise var, o günün şartlarına göre bilinçaltı kişinin kendi ihtiyacına yönelik rüya oluşturup servis eder. Uyanıkken bir rüya görmek tamamıyla manipülasyon ve algıda seçiciliktir.  Hatta psikoterapistler rüyayı simgeler üzerinden açıklamazlar. Tamamıyla anlatılan neyse psikanalize gelen danışanın kendi içinde çözmesine olanak verir. Bilinçli rüyanın aslında psikoterapiyle yakından uzaktan ilgisi yok.”

TEKRAR EDEN RÜYALARIN SEBEBİ ANNE-ÇOCUK İLİŞKİSİ

Bazıları 3-4 yılda bir, bazıları neredeyse her hafta aynı rüyayı görebiliyor. Peki sürekli olarak aynı rüyanın görülmesinin altında ne yatıyor? Öztürk bu soruya, “Rüyayı tekrar tekrar gören kişi kendi hayatında çözemediği bir meseleyi aslında kaybetmekten korktuğu, başına bir şey gelmesinden üzüleceği insanlara yönelik yorumlar. En büyük hikâyelerden biri budur. Oysa rüya tek başına görene aittir. Burada kişinin rüyayı ilişkilendirmek istediği bireylere yönelik bağlama durumu gerçekleştiriliyor ve kişi rüyasını çözümleyemiyor” diyerek cevap verdi.

Aynı rüyanın defalarca görülmesinin altındaki en büyük sebebin anne-çocuk ilişkisi olduğunu, annenin bilmeden çocuğun altyapısını oluşturduğunu söyleyen Psikolog Öztürk, konuya şöyle açıklık getirdi:

“Mesela anne parasızlıktan korkuyordur ama çocuk bunu anlamaz. Annenin kendine göre çıkmazları vardır, korkuları vardır ya da çok mutludur, çocuk bunu da anlamaz. Çünkü çocuk stabil yaşamak ister. Anne de yaşadığı üzüntüleri, kaygıları ve duyguları çocuğa anlatamadığı, daha doğrusu nasıl anlatacağını bilmediği için çocuk annenin bu durumunu ömrü boyunca kayıt altına alır. Bunun neticesinde de çocuk annesinin çözümleyemediği ne varsa karabasan gibi rüyalarında tekrar tekrar görür.” 

‘BULAMAZSA ÖMÜR BOYU ÇÖZMEYE ÇALIŞIR’

Ahmet Öztürk, örneğin rüyasında eski sevgilisini gören bir kişinin ne eski sevgilisiyle ne de şu anda ilişki yaşadığı biriyle hiçbir problemi olmadığını aslında bu rüyayı gören kişinin annesinin kendi annesiyle, kocasıyla ya da arkadaşı veya kardeşiyle çözümleyemediği bir ilişkisi olduğunu söyleyip şunları dile getirdi:

“Diyelim ki annenin eşiyle ilişkisi iyi değil. Yani çocuğun annesi mutsuz. Annenin mutlu olması için sorun yaşadığı ilişkiyi düzenlemesi gerekiyor. Çocuk bir şekilde annenin bunu halledemediğini gördüğünde kayıt altına alıyor. Çünkü anne mutlu olursa çocuğun kendisi de mutlu olacak. Bunu sağlamaya çalışıyor ve beyninde bunu formulize ediyor. Peki bunun çözümü ne? Çözüm anne bulana kadar devam eder. Bulamazsa çocuk ömrü boyunca bunu çözüme ulaştırmaya çalışır. Bu ne zaman ortaya çıkar? Ciddi bir ilişki gündeme geldiğinde. Kişinin partneriyle problemi olmasa bile sıkıntı doğurur çünkü kişi, annesinin yaşadığı problemi çözümlemeye adamış kendini. Bilinçaltındaki kaydı bilmez, hatırlamaz. Bilinçaltı bu problemi otomatik bir robot gibi ortaya çıkarır. 6 yaşından sonra da herhangi bir eş ve arkadaş seçimini de ona göre yapar.”

‘GÖRÜLEN RÜYANIN GERÇEKLEŞMESİ SADECE KURGU’

Çocuğun umurunda olan tek durumun annenin stabil olarak mutlu olması olduğunu söyleyen Öztürk, rüyanın ise çocuğun kayıt sisteminin problemi kendisinden ayrıştırması için fırsat verdiğini söyledi. Psikanalistlerin de bu durumda devreye girdiğini belirten Öztürk, “Çünkü ben de kendi rüyalarımı çözebilsem bile kendime yararlı olamıyorum. Bu sebeple başka birine anlatıp çözüm bulmaya çalışıyoruz. Ancak eğer rüyalar çözümlenmezse ayrı ayrı bir sürü problem yaratıyor” dedi.

Öztürk, rüyayı gören kişinin kendi rüyasına objektif bakamadığını ve rüyasını kendisiyle ilgili olan kısımlarını atlayarak, sadece kendinin mutlu olma şartlarını düşünerek rüyaya yaklaştığını söyledi. Görülen rüyaların gerçekleşmesi konusunu da uyandıktan 15 dakika sonra kişinin rüyasını kendine göre kurgulamasıyla ilişkilendiren Öztürk, “Rüyayı eğer uyanır uyanmaz yazarsak buna engel olmuş oluyoruz. Kişi eğer ilk 15 dakika içinde rüyasını yazmazsa zaman içinde yavaş yavaş rüyalarını değiştirmeye başlar ve devamında o rüyaya ‘hissettim’, ‘böyle olacağını düşündüm’ der. En büyük tuzağı ise ‘hissettim’ cümlesi verir. Maalesef bu kendimizi kandırmaktan başka bir işe yaramaz” dedi. 

‘RÜYAMIZI HATIRLAMIYORSAK PROBLEM VAR’

Psikolog Öztürk, rüyaları hatırlamak için not etmekten başka yapacak bir şey olmadığını, rüyaları ne kadar unutmadan yazarsak daha net bir şekilde hatırlayarak hayata katmış olacağımızı söyledi. Kişinin hiçbir şekilde rüya hatırlamamasını ise Ahmet Öztürk şu şekilde değerlendirdi:

“Kişi eğer rüyasıyla ilgili hiçbir şey hatırlamıyorsa psikosomatik dediğimiz çok güçlü bir şekilde psikolojik problemleri oluyor. Normal hayatta bastırdığı, günlük hayatta bastırdığı çözümleyemediği bayağı büyük problemleri var demektir.”

Öztürk, karabasan gibi tekrar eden rüyaların rüyayı görenler ve rüya analistleri için çok önemli olduğunu, bunların korkutucu görülüp göz ardı edilmemesi gerektiğini söyleyerek, “Ciddi anlamda mutlu olabilmek, daha sağlıklı olabilmek için çözümlemek önemli” tavsiyesinde de bulundu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.